15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı okul saldırısı sonrası, olayı gerçekleştiren çocuk hakkında “otistik”, “zihinsel engelli” gibi yaşanan elim olayı toplumun engellilik algısı üzerinden masumlaştıran, asıl sebeplerini örten nitelemeler yayılmaktadır.
Sınırlı görüntülerle engel durumu teşhisi koymak bilimsel olmayıp yanlış bilgi üretmektedir.
Engelliliği şiddetin nedeni gibi sunmak, hem gerçek nedenleri (okul güvenliği, psikososyal destek, silaha erişim, çocuk koruma) görünmez kılar hem de engelli bireylere yönelik önyargıyı büyütür.
Bu dil, engelli çocuk ve gençlerin okulda ve sosyal hayatta dışlanmasını artırır.
5378 sayılı Kanun ve BM Engelli Hakları Sözleşmesi, ayrımcılığı yasaklar; onurun korunmasını zorunlu kılar.
Ayrıca Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2018/10 sayılı “Okullarda Güvenlik Önlemlerinin Alınması” Genelgesi, okullarda güvenli eğitim ortamının sağlanmasını, risklerin önlenmesini, acil durum planlarının hazırlanmasını ve gerekli koruyucu tedbirlerin alınmasını açık biçimde düzenlemektedir. Buna rağmen peş peşe yaşanan bu saldırılar, okul güvenliği konusunda mevcut önlemlerin yeterince uygulanmadığını göstermektedir.
Bu doğrultuda kamuoyu; olayın gerçekliğini küçültmeyen, engelliliği doğal bir faillik sebebi göstermeyen, olayın gerçek boyutu ve tehlikesini ifade edip karar alıcıları ciddi önlemler almaya davet eden açıklamalara yönelmelidir.